<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385</id><updated>2011-09-08T23:36:36.641-07:00</updated><category term='Ağlamak mı Gülmekl mi'/><category term='Regaib Kandili 2009'/><category term='ilahi dinle'/><category term='inanması gerekir mi'/><category term='Regaib Kandili'/><category term='İmanın şartları'/><category term='Farklı Fotosentezler'/><category term='Sağlık'/><category term='Yeni Müslüman olan bir yabancı arkadaş var. Buna ilk önce neyi öğretmeliyiz'/><category term='Yeni müslüman olanın veya akıl-baliğ olan çocuğun'/><category term='regaib kandili anlamı'/><category term='imsakiye'/><category term='İslam’ın Şartları'/><category term='Dursun Ali Erzincanlı - Sen Yoktun - izle - dinle'/><category term='Muzaffer Gürler'/><category term='regaib kandili nedir'/><category term='Mübare Gün ve Geceler'/><category term='imsakiye 2009'/><category term='önce Kelime-i şehadet söylemesi ve bunun manasını öğrenip'/><title type='text'>Kaygun</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>30</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-5682969907686574530</id><published>2010-05-07T01:27:00.000-07:00</published><updated>2010-05-07T01:28:36.363-07:00</updated><title type='text'>Dursun Ali Erzincalı Mekkenin Fethi Dinle</title><content type='html'>&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-5023694610897727332&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-5682969907686574530?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/5682969907686574530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2010/05/dursun-ali-erzincal-mekkenin-fethi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5682969907686574530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5682969907686574530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2010/05/dursun-ali-erzincal-mekkenin-fethi.html' title='Dursun Ali Erzincalı Mekkenin Fethi Dinle'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-5020101906873886302</id><published>2010-05-07T01:03:00.000-07:00</published><updated>2010-05-07T01:27:04.763-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilahi dinle'/><title type='text'>Dursun Ali Erzincanlı Tevbe Dinle</title><content type='html'>&lt;embed style="WIDTH: 400px; HEIGHT: 326px" id="VideoPlayback" type="application/x-shockwave-flash" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=" hl="tr&amp;amp;fs=" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-5020101906873886302?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/5020101906873886302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2010/05/dursun-ali-erzincanl-tevbe-dinle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5020101906873886302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5020101906873886302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2010/05/dursun-ali-erzincanl-tevbe-dinle.html' title='Dursun Ali Erzincanlı Tevbe Dinle'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-1084644088040377729</id><published>2009-09-11T18:13:00.001-07:00</published><updated>2009-09-11T18:15:03.825-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Sigara Dumanındaki Radyasyon Canavarı</title><content type='html'>Sigara Dumanındaki Radyasyon Canavarı Sızıntı&lt;br /&gt;Zerreden küreye renk renk, cıvıl cıvıl bitki ve hayvan Yüce Allah (cc) tarafından bir diğerinin yararına çalışan canlılar olarak, varlıkların en şereflisi olarak yaratılan insanoğluna hizmetkâr kılınmıştır. Uzak durulan bir ısırgan otunun dikeninden, korkulup kaçılan yılanların öldürücü zehirinden bile hastalara şifâ olan ilâçların yapıldığı çoğumuzun malumudur; tütün bitkisinin faydalı yanı nedir acaba? Çiğnenip usaresi yutulan veya yakılarak dumanı ciğerlere çekilen tütünün dokunduğu damarcıkları kuruttuğu, kalb sektesiyle felçlere sebep olduğu veya akciğer kanseri yaparak en usta hekimliği bile mağlub ettiği artık bilinen bir gerçektir. Yüce Allah (c.c)'ın güzel surette yaratarak akıl ile şereflendirdiği, canlı ve cansızı emrine verdiği insanoğluna tütün bitkisini bir ceza olarak verdiği düşünülemez. Bu günün bilinen bir gerçeği, insanoğlunun yaşadığı ve yararlandığı yerkabuğunda tütün bitkisinin mevcut radyasyon maddelerini incecik kökleri ile emdiği, süzdüğü ve çöp sepeti gibi, bünyesinde toplayarak toprağı radyasyon maddelerinden temizlediğidir.Tütün bitkisi, yetişmekte olduğu toprakta ne kadar radyoaktif karakterli polonyum— 210x varsa kökleri ile emer, yapraklarında depolar. Bu yapraklar sigara, nargile veya pipo şeklînde yakıldığında, bir atom mertebesinde ufak olan ve radyasyon neşretme karakteri taşıyan bu tanecikler(ş.1) içenin akciğerlerine dolar ve sıkılmış milyonlarca kurşun şeklinde bu nâzik organı bombardıman eder. Bu sırada dışarı yayılan duman da içendeki aynı tür tanecikler sebebiyle, insanlar başta olmak üzere, tüm bitki ve hayvanları aynı etkiye maruz bırakır. Söz konusu radyasyonlu Polonyum-210 tanecikleri o kadar ufaktır ki, içinde bulunduğumuz bu teknoloji çağında bile, henüz bunları süzecek, tutacak bir filtre geliştirilememiştir. Bu dumanda tütün içen kişiler yalnızca kendilerine değil, en yakın çevrelerine de (havaya, suya, toprağa) sürekli olarak radyasyonlu ve diğer zehirli maddeleri saçmaktadır.Radyasyonun zararsızı yoktur; en azı bile zararlıdır. Çok güçlü Radyasyon, canlıları hemen öldürür. Tütün dumanındaki zayıf radyasyon ise insan vücudunu oluşturan, canlı yapı taşlarını yani HÜCRELERİ asıl vazifesinden saptırır. ANARŞİST yapar... Hekimlikte (ş. 2) kanser hücresinin diğer adı kötü karakterli (yani ANARŞİST) HÜCRE'dir. Kanser hücresi âdeta bir CANAVAR BÖCEK'tir; diğer normal hücrelere saldırır; onları tahrip eder ve vücuda hızla yayılır. Kanserli insan, AİDS olmuşçasına BAĞIŞIKLIK gücünü de yitirir. Çünkü radyasyon, vücudu koruyup kollayan "bağışıklık hücreleri"ni, yani vücudun askerini ve polisini de vurur, zayıflatır, yok eder. Bu nedenle KANSERLİ KİŞİ, yavaş veya hızlı bir tempo ile, tıpkı AİDS hastalığına yakalanmışçasına, ERİR, SOLAR, ZAYIFLAR, GÜCÜNÜ YİTİRİR ve ölür. Bu gerçekler gözönüne alındığında ticari markası ne olursa olsun kaynağı tütün olan bütün içeceklerin tek bir markası vardır: KANSER...Tütün dumanı ile, içen veya yakınında bulunana ciğerlerine soktuğu, ikibinin üzerinde başka zararlı maddeleri de vardır. Bunlardan ençok bilinenler NİKOTİN ve katrandır. Katran tanecikleri söz konusu zararlı maddelerin çoğunu içinde topladığı için ayrı bir öneme hâizdir. Nikotin, tütün alışkanlığına ve ESARETE yol açan bir zehirdir. Nikotin, vücudu besleyen, geliştiren ve onu genç, güçlü tutan bütün kılcal damarları daraltır, tıkar; bunun sonucu, CİLT incelir, kırışır, sararır ve erken ihtiyarlık belirtileri baş gösterir. Özellikle sigara içilen evlerde doğup büyüyen bebek ve çocuklarda BEYİN damarlarının daralması, ZEKÂ GERİLİĞİ yapar. Kalb damarlarının (Koronerlerin) tıkanması, KALB SEKTESİ felçler ve beklenmedik ölümlere yol açar. Ayrıca kadın ve erkekte husye ve yumurtalık damarlarının daralması ve tıkanması sonucu KISIRLIK ve İKTİDARSIZLIK ortaya çıkar.KATRAN tanecikleri ise ihtiva ettiği tahrip edici kimyevi maddeler vasıtasıyla hücreleri öldürür, kokuşturur; CİĞERLERİN İÇİNİ, âdeta bir BATAKLIĞA dönüştürür; bu durumda nefes ve vücut pis kokar. Nikotin ve Katran tanecikleri, evvelki sözü edilen radyasyonlu taneciklerin İşini kolaylaştırarak, kanser için zemin hazırlar. (Klâsik hekimlikte KATRAN TANECİKLERİ DE KANSER YAPICI olarak tanımlanmakta ve öğretilmektedir.)İSTATİSTİKLERE göre, günde bir paket şeklinde 10 yıl süre ile sigara içmiş olan her 100 kişiden en az birisinde Akciğer kanseri belirlenmiştir. Ülkemizde yaptığımız muayene, inceleme ve teşhislerinde sayıları 2000'i aşkın AKCİĞER KANSERLİ erkek tesbit olunmuştur; bu vak'aların yalnızca bir tanesi sigara içmeyene aittir. Bunun yanısıra, hiç sigara içmemiş, ancak çok kötü çevre şartları altında çalışmış kişiler üzerinde yapılan incelemelerde, akciğerlere has primer bronş kanseri dahi görülmemiştir. Bu bilgiler ışığında bu asrın başına kadar toplumda yok denecek kadar NADİR olan AKCİĞER KANSERİ, bu konuda uzman bilim adamlarının inceleme sonuçlarına dayanılarak, bir SİGARA-TÜTÜN KANSERİ olarak da tanımlanabilir.Bu asrın başından beri yoğun sigara reklâmları âdeta her cebe, her gün bir paket sigara koymayı ve içirtmeyi gaye edinmiştir. Toplumu yöneten ve yönlendiren kuruluşlar da bu konuda duyarsız kalınca, AKCİĞER KANSERİ günümüzde EN YAYGIN ve en öldürücü bir nitelik kazanmıştır.: UMUMİ TEDBİRLER ve KORUNMA ÇARELERİ Sigara içmemekle kişi, akciğer kanserinden korunur. Dostça, sürekli-ısrarlı bir sigara içirmeme telkin ve programlarıyla sigara içmenin önüne geçilerek, ÇEVRE, HAVA, SU, TOPRAK bu en ağır kirleticiden, RADYASYONLU CANAVAR'dan kurtulur. Bilgi yaymakla, sürekli yayınlar ve konferanslarla halk aydınlatılarak; hangi yaşta olursa olsun Ölenler şayet sigara tiryakisi iseler, bu husus ilân edilircesine belirtilmek suretiyle bu azılı medeniyet ayıbı, cemiyetimizden uzak tutulabilir.KORUNMA: Sigara içme alışkanlığını BIRAKAMAYANLAR ve sigara içmediği halde sigara içilen kumasız odalarda çalışmak zorunda olanlar, yılda bir defa BALGAMLA HÜCRE İNCELENMESİ yani SİTOLOJİ testi yaptırmalıdırlar. Her nefes alışta akciğerlere giren bütün yabancı tozcukları dışarı atma gayesiyle BALGAM SIVISI akciğerlerin zedelenmiş ve kanserleşmiş hücrelerini de beraberinde dışarı taşımaktadır; şayet AKCİĞER KANSERİ BAŞLAMIŞSA, bunu EN ERKEN DÖNEMİNDE yalnızca BALGAM TAHLİLİ göstermektedir. "Teşhis erkense, tedavi ŞİFA şansı kazanır." düsturu unutulmamalıdır. Ayrıca, bu test sayesinde daha çok sigara içenlerde, akciğer kanserleri oluştuğunu göstereceğinden idareciler ve halk içinde uyarma olacak ve böylece bazı ülkelerde yıllardan beri görüldüğü üzere, sigara dumanından, bulaşıcı hastalıktan kaçarcasına kaçacaktır; bu konudaki kanunlar ise içtenlikle ve hassasiyetleuygulanabilecektir.Tütün, tartışmasız sağlığa zararlı bir İÇKİDİR. Eskiden yaprağı ağızda çiğnenerek özsuyu yutulur ve tıpkı alkollü içki gibi, bu zamanla alışkanlık haline gelirdi.Bilim adamları, hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın tütünü en zararlı içki olarak tanımlamaktadırlar.. Zira alkollü içkiler, hemen hemen yalnız içene zarar verdikleri halde, sigara için kişinin savurduğu tütün dumanıyla, nefes alan bütün canlılar ağır zarar görmektedir. İzmaritin atıldığı, saksılardaki çiçek veya fidanlar sararır, solar, kurur., tütün dumanı ile, toprak,su hava kirlenir, zehirlenir. Tütünün yaratılış hikmetlerinden birisi de HAŞARATI ÖLDÜRMEK olabilir. Tütün bitkisinde bulunan ve zehir—zehirleyici hususiyeti olan NİKOTİN'in, bir cam çubuk ucuna birazcık sürülüp ufak bir kuşun (serçe veya kanarya) gagasına YAKLAŞTIRILMASIYLA kuşun aniden zehirlenip öldüğü bilinmektedir.Buraya kadar tütün bitkisinin hangi hikmetle yaratıldığı ve zararlı yanı tam olarak anlatılamamış ise de, en azından, kendisine topraktaki radyasyonlu polonyum—210 için toplayıcı bir özellik verildiği ve insan vücudunda yaptığı tahribat dile getirilmiştir. Hiçbir şeyin boşuna yaratılmadığı şu dünyamızda her şeye bir fayda bir de zarar verici bir özellik verilmiş olması da boşuna değildir elbette. Çirkin ile güzeli, karanlık ile aydınlığı, öfke ile şiddeti hak ile batılı bir arada yaşatan Cenâb-ı Hak elbette ki bir tütün bitkisini de boşuna yaratmamış onu, bu imtihan dünyasında, fayda ve zararla teçhiz etmiştir. Madde ve mânâda yeni bir tekâmüle muhtaç olan insanoğlu maddeyi mânâ terazisiyle de tartmanın zevkine vardığı an yaratılan herşey, kan içen eşkıyayı sırtından atıp sahibine koşan bir küheylan gibi kendisine hizmetkâr olacaktır. Kaynaklar1) Edward P.Radford, JR.:(Harvard Üniversitesi, Halk Sağlığı Araştırması); POLONYUM—2l0,A Volatil Radioelement in Cigarette.SCIENCE, Vol.143,NO. 3603, P. 247, Jan.17,1964.2) Nuri Sağıroğluı Akciğer Kanseri ve Tütün (I, II, III Yayınlar).Tütünün Toplum Sağlığına ve Ekonomiye Etkisi. (Ana'nın, baba'nın, öğretmenlerin ve yönetimdekilerin sorumlulukları).SAĞLIK BAKANLİĞİ Dergisi, Cilt, XLVU, No. 1–2, Sayfa: 19–40, 1977. 3) Nuri Sağıroğfu: Kanserden Korunma ve Erken Teşhis İçin İnsan Vücudu UZAYINI TARAMA RADARI: Klinik Sitoloji. Hamdi Suat Aknar Konferansı, 1982, TÜRK KANSER HABERLERİ Dergisi, sayı,113, s. 10–19, 1983. 4) Nuri Sağıroğlu: Her Nefes SİGARA, Akciğerde Atom Bombası Patlıyor. Hürriyet Gazetesi, (büyük makale, seri yazı), sf. 6,9 Nisan 1980. 5) Nuri Sağıroğlu: TÜTÜN İÇENLER NELER BİLMELİ, NELER YAPMALI: T.C. BÜYÜK MİLLET MECLİSİ, Eğitim ve Uygulama Broşürü, Millet Meclisi Vakfı, Ofset Tesisi, Ankara. 1980.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi Kaynak : &lt;a href="http://www.sizinti.com.tr/"&gt;www.sizinti.com.tr&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-1084644088040377729?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/1084644088040377729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/sigara-dumanndaki-radyasyon-canavar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1084644088040377729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1084644088040377729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/sigara-dumanndaki-radyasyon-canavar.html' title='Sigara Dumanındaki Radyasyon Canavarı'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-2458437134404511368</id><published>2009-09-11T18:10:00.000-07:00</published><updated>2009-09-11T18:12:31.010-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>SİGARANIN ZARARLARI</title><content type='html'>Sigara bir kanser üreticisidir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) nun yayınladığı son rapora göre , dünya genelinde bütün ölümlerin % 35 'i kanserden ileri geliyor.&lt;br /&gt;Sigara, akciğer başta olmak üzere, gırtlak, ağız , dil, mide oniki parmak, ince ve kalın bağırsak, karaciğer, cilt , göğüs(meme) , rahim ve prostat kanserlerinin , göz ve beyin tümörlerinin çoğunlukla temeldeki sebebidir.&lt;br /&gt;Günde bir paket sigara içen birinin içmeyene göre akciğer kanserine yakalanma ihtimali 20 misli fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara , kanı pıhtılaştırdığından damar çeperlerini kalınlaştırır. Bunun sonucu damar sertliği ve yüksek tansiyon oluşur. Bu oluşum ; göz , beyin , kalp, karaciğer, böbrek başta olmak üzere bütün damarlarda çatlama , yırtılma ve tıkanmalar yapar. Kan dolaşımı yavaşlar, nabız sayısı artar, solunum yetmezliği görülür. Hafıza kaybı, görme bozuklukları, işitme bozuklukları, felçler, böbrek ve karaciğer bozuklukları hayati tehlikeye atmaktadırlar.&lt;br /&gt;Sigara , hücrelerimize hayat ve enerji veren C ve B vitaminlerinin düşmanıdır.&lt;br /&gt;Sigara , tükürük akımını azaltır, bu da akciğer hastalığına götürür.&lt;br /&gt;Sigara , alınan ilaçları etkisizleştirebiliyor.&lt;br /&gt;Sigara içenlerde hastalık , yara ve ameliyatların tedavi süresi uzun sürüyor.&lt;br /&gt; Günde bir paket sigara içen 20 yılda 5 - 7 kg katran vücuduna  depo etmiş olur.&lt;br /&gt;Sigara , dişleri sarartır, cilt güzelliğini ve rengini bozar, göz parlaklığını kaybeder, ses tellerinin ahengini bozar.&lt;br /&gt;Sigara aile bütçesini olumsuz şekilde etkiler, yangınlara sebep olur, çevre kirliliği yaratır.&lt;br /&gt;(Sigara Raporu ,- Türkiye Yeşilay Cemiyeti&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-2458437134404511368?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/2458437134404511368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/sigaranin-zararlari.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2458437134404511368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2458437134404511368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/sigaranin-zararlari.html' title='SİGARANIN ZARARLARI'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-1428203736550045051</id><published>2009-09-06T18:38:00.001-07:00</published><updated>2009-09-06T18:39:37.751-07:00</updated><title type='text'>Yaban Arılarının Baş Döndürücü Sanatları</title><content type='html'>Yabanarısı denince zihinlerde tehlikeli bir hayvan tasviri oluşur. Fakat aslında yabanarılarının en hususi vasfı çamur, kil seramik ve kâğıttan harika yuvalar inşa etmeleridir.Bu arılardan Vespa craba (eşekarısı) kâğıttan yuvalar yapmasıyla tanınır. Yuvanın kurulması, evvelki yıl döllenip kış uykusunu muhafazalı bir köşede uyumuş bir dişi arı tarafından başlatılır. Bu dişi yeni koloninin kraliçesi olur. Başlangıçta kraliçe yabanarısı hiç yardım olmaksızın tek başına yuvayı inşa eder, yiyecek toplar, yumurta yumurtlar ve ileride yardımcılarının zuhur edeceği kuluçkasına itinayla bakar. Yuvanın kolayca tamamlanabilmesinde; kullanıldığı malzemesinin mahiyeti mühim rol oynar. İnşaat malzemesini teşkil eden madde, yabanarısının çenesiyle tahta direk ve kazıklardan kazıdığı emsalsiz bir çeşit kağıttır. Yapışır hale gelmesi için yabanarısı buna salyasını ilave eder. İnsanoğlunun büyük keşiflerinden sayılan tahta elyafına yapıştırıcı bir madde ilave ederek kağıt yapma sanatı, yabanarılarının incelenmesinden öğrenilmiştir desek hiç de yanlış birşey söylemiş olmayız.Kraliçenin yuvası için seçtiği yer muhafazalıdır. Küçük peteğini asacağı tutucu bir gövde yapmak için çabuk sertleşen bir çeşit kağıt hamuru kullanır. Balarılarının balmumundan yapılı petekleri dikey olup her iki tarafında odalar bulunur. Halbuki yabanarılarının petekleri istisnasız yataydır ve sadece alt taraflarında odalar vardır. Yabanarısı peteklerinin hücreleri de balarılarınki gibi altıgendir. Merkezî petek inşa edildikten sonra koruyucu kâğıt tabakalarından müteşekkil zarflarla kuşatılır.Yuva, öyle küçük ve basit bir yapı olarak kalmaz. Kısa zamanda çok odalı bir bina haline getirilir. Biz insanlar evlerimizi inşaa alttan başlarken bu inşaatçılar her yeni peteği sütundan desteklerle bir üstündekine asmak suretiyle yukarıdan aşağıya doğru inşaatı ilerletirler. Aynı zamanda petekleri de yatay olarak genişletirler. İç yapı genişledikçe dış duvarlar da genişletilir. Merkeze çok yakın olan kısımlar aşağı çekilmek suretiyle yeni kısımlara yer açılır. Bu şekilde, sadece bir yaz içinde kocaman yuvalar inşa edilebilir. Bazen eşek arılarını yuvalarının dış duvarlarını inşa ederken müşahede edebilirsiniz. Arka arkaya topaklar halinde kâğıt hamuru taşır, geriye yürüyerek çeneleriyle bu toprakları şerit haline getirir ve bu şeritleri gitgide büyüyen torbamsı yapıya hayretengiz bir maharetle ilave eder. Burada ister istemez akla bir soru takılıyor. Yuvanın asıldığı gövde ve sütundan destekler zayıf maddeden yapıldığı halde acaba nasıl ağırlığa dayanabilmektedir? Cevap enteresandır: Çünkü, aynen bağlayıcı dokularımızın tüm liflerinin ağırlık yönünde birbirine paralel olarak sıraya konulup, kaslarımızın kemiklere yapışmasını sağlayan kirişlere (tendon) müthiş bir dayanıklılık verilmiş olması gibi, yabanarısının yuvalarında da bütün tahta liflerin uzunlamasına sıraya konulmuş olması, yuvanın sağlamlığını arttırır. Aynı teknik ve sanatı değişik malzemeler kullanarak değişik yerlerde böyle zuhur ettirme ne muhteşem bir vahdet tecellisidir.Yabanarısı yavrularını, emniyetli ve itinalı bir şekilde yetiştirmek için yuvasını inşa ettiğinden çeşitli aksesuarlarla yuvayı donatır. Her bir odada birer yaban arısı adayı kalır. Hususi hizmetkarlar tarafından ağızdan ağıza beslenerek büyütürler. Acıktıkları zaman duvarlara vurup açlıklarını izhar ederler. Hücrelerden yetişkin birer yabanarısı olarak en evvel çıkanlar, dişi olmalarına rağmen anneleri gibi "kraliçe" değillerdir. Çünkü onlar, hikmetli bir plan dahilinde, yiyecek temin etme, yavrulara bakma ve inşaatı devam ettirme vazifelerine memur edilip kraliçe annenin yumurtlama işine daha hassasiyetle eğilmesine imkân sağlarlar. Ve artık iş bölümü ve yardımlaşma esaslarına dayalı bir yabanarısı cemiyeti zuhur etmiştir.Bu cemiyetin çok rahat bir ikametgahı ve ısıtma sistemi vardır. Yavruların bakıldığı petekler kısmında hususi bir işçi timi, oda sıcaklığını takriben 30 °C'de tutmakla vazifelendirilmiştir. Bu timin üyeleri hep beraber yaptıkları kesif kas hareketleriyle adeta canlı birer ısıtıcı vazifesi görürler. Larvalar da hareket etmeleriyle ısı sağlanmasına bir nebze olsun katkıda bulunmuş olurlar. Tabii ki içice kâğıttan zarflarla iyice sarılıp mükemmel bir izalatör hafine getirilmiş duvarın dışarıdan içeriye ve içeriden dışarıya hava cereyanına mani olmasını da gözardı etmemek gerekir.Sıcak günlerde yuvanın içi aşırı derecede ısınırsa içeriye su taşınır. Çünkü bu su odaları nemlendirecek ve buharlaşma ile serinletecektir. Acaba bu düşünemeyen hayvancıklara termometre olmaksızın sıcaklığı ölçtüren, ne zaman serinletmek gerektiğine "hükmettiren" ve hepsine birden vazifeleri dahilinde aynı anda gerekli teşebbüsü yaptıran kim?Yabanarısı nev'inin muhtelif çeşitlerinde yuva yeri tayinini genellikle kraliçe yapar, öyle ki, yuva yapmak için yeraltını seçen ve birer inşaat mühendisi gibi adetaÖnceden çizilmiş bir projeyi tamamlarca-sına, ustaca delme ve nakliyat işlerini tamamlayarak yeraltında bir "yabanarısı mağarası" inşa eden yabanarısı çeşitleri dahi vardır.Kısacası yaban arılarının yuvaları ilâhi sanatın birçok yönleriyle tecelli edip, şekil desen ve tenasüp açısından harikulade çeşitlilik arzeden tablolarından birini teşkil eder.&lt;br /&gt;Sızıntı Dergisi  Aralık 1987 Yıl : Sayı :107&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : sizinti.com.tr/konular.php?KONUID=4804&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-1428203736550045051?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/1428203736550045051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/yaban-arlarnn-bas-dondurucu-sanatlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1428203736550045051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1428203736550045051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/yaban-arlarnn-bas-dondurucu-sanatlar.html' title='Yaban Arılarının Baş Döndürücü Sanatları'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-8536012401394275240</id><published>2009-09-06T18:36:00.001-07:00</published><updated>2009-09-06T18:38:17.186-07:00</updated><title type='text'>Mutlu Yarınlar</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Mutlu Yarınlar Sızıntı&lt;br /&gt;"Yaşayanlar hep ümitle yaşarMe'yus olan ruhunu vicdanını bağlar"M. A.Gözlerimi yummuş, ümid meşcereliğimde çimlenen yarınlarda geziyorum. Varlığın dört bir yanında duyulup görülen güzelliklerin, evlerimizden çarşı-pazara, mektep ve ma'bede, kışla ve meclise; oradan da yeniden evlerimize, hatta yatak odalarımıza, salon ve mutfaklarımıza gelip aktığını, bir buğu, bir ışık halinde her yanımızı sardığını, ışığın renklerle omuz omuza verip, bir gökkuşağı teşkil ettiğini görüyor, bu semâvî tâkın altından geçmek için durmadan koşuyor ve onu bütün bir ömür boyu gönlümüzde, gözlerimizde yaşatıyoruz.Ufkumuzda durup bize hep göz kırpan, bizi hep arkasından koşturan ve dünya büyükleri için kurulan takların bir solukta geçilip gidilmesine bedel, kanat gerip hep başımızın üstünde duran bu semavî gökkuşağına doğru koşarken, ömürlerimizin varlıkla kaynaşıp bütün-leşdiğini duyuyor, yarıp içinden geçtiğimiz eşyanın, sağ ve solumuzda bize selâm durup, sonra da akıp geriye doğru gittiğini ve onların yerlerini yenilerinin aldığını hayret ve hayranlıkla seyrediyor; bütün bir güzergâh boyu, bu temenna, bu saygı ve bu el sallamalar karşısında zevke uyanan bahtımızın tebessümleriyle kendimizden geçiyoruz.Her tarafta öbek öbek ağaçların nazlı salınmaları, pırıl pırıl ve yemyeşil tepelerin vakûr duruşları, koyun, kuzu, keçi ve sığır gibi canlıların masum bakış ve meleyişleri, bir yamaç ve bir vadideki köy ve köycüklerin gelin endamıyla bizleri karşılamalarının bu armoniye ayrı bir renk kattığını zevkle müşahede ediyor, "bir bu kadar zevke bir ömür kâfi değil..." diye mırıldanıyoruz.Varlığın sinesinden kopup gelen bu ses, bu renk, bu ışık ve bu canlılık his dünyamızda bir aks-i seda bırakmasının yanında, bir sel, bir dalga gibi akıp giden pek çok hülya ve hatıraların kaneviçesinden çıkmış bir şiiri de dinler gibi oluruz. Bazan biraz sisli-dumanlı, biraz rüzgârlı ve dalgalı olsa bile, ekseriya ruhanî zevkleri çoşturan bütün bir tabiat kitabını.. gökleri; ayı, güneşi ve yıldızlarıyla, zemini; bağı-bahçesi, ovası-obası, ırmakları ve ormanlarıyla yudum yudum hayalimize içirir ve dörtbir yandan benliğimizi saran tarif edilmez bir haz esintisine kapılır gideriz.Her mevsim, ayrı bir ölüm uykusundan uyanıyor gibi, gözlerimizi açıp, bazan genç tenli, çarpıcı endamlı, mor, mavi, pembe, yeşil renklerle yüzyü-ze gelir, bazan da başak ve meyve raihalarıyla esen tatlı yaz rüzgârlarıyla selâmlaşır, renk ve kokuların tepeden tırnağa iliklerimize sindiğini duyarız.Gönüllere güzellik duygusunu aşılayıp geçen bu sermedî manzaralar sayesinde ruhlarında hazandan başka birşey esmeyen ve hep iç dünyalarında kurdukları fenanın, kötünün rüyalarıyla kahrolup giden bir kısım bedbinlerde bile, ebedlere kadar devam edeceklermiş gibi bir ferahlık çağlamağa başlar... ya inançlı ruhlarımızda ..!Zaman, masmavi dakikalar içinde akıp giderken, ruhlarımıza hayatın musikisini duyurmak için tıpkı mızrablar gibi inip kalkar; yaprak hışırtıları, ırmak çağıltıları, kuş cıvıltıları ve çocuk çığlıklariyle her yana neşe olup yağan renkli sabahların; ışıkla açılıp kapanan gözler gibi tesirli, sevgiyle çarpan yürekler gibi heyecanlı grupların; insanları sırlı ve sihirli zaman tünellerinde dolaştıran, tabiatın en romantik vadilerinde gezdiren, gecelerin değişik perdeden birer nağme olup "tın, tın!" tınladığını duyarız gönül dünyalarımızda.Bu inanç ve ümid ufkunda müşahede etdiğimiz her manzara, duyduğumuz her ses, karanlığa kapanmış ruhlarımızda, içiçe girmiş perdeleri, üstüste asılmış peçeleri kaldırır gibi, ötelerin kendine mahsus alabildiğine aydınlık, alabildiğine yumuşak, vicdanlar kadar duru, ruhî hazlar kadar zevkli, sükûnet tüten ayları, günleri, saatleri, dakikaları olmayan vadilerinde gezdirir bizleri...Gönüllerde esen bu tatlı sessizlik, sanki daha evvel ruhlarımızda sezip duyduğumuz ve bir tentene arkasından hep seyredegeldiğimiz, yarı "gayb" yarı "hâzır" büyüleyici hülyâ âlemlerinin içine çeker bütün duygu ve düşüncelerimizi.Artık bütünüyle ruhun bir temaşa zevkine erdiği bu noktada diller susar, gözler kapanır, kulaklar duyduklarını duymaz olur. Ve herşey kalbin diliyle konuşmaya başlar. Duygular, düşünceler, sevinç buğuları halinde insanın her yanını sarar; inanca, ümide, iyilik ve güzellikle uyanan ruh, bu baş döndürücü ve göz kamaştırıcı meşherler karşısında kendini cennet bahçelerinde tenezzühe çıkmış gibi hisseder ve mest olur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;kaynak :  sizinti.com.tr/konular.php?KONUID=4809&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aralık 1987 Yıl : Sayı :107&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-8536012401394275240?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/8536012401394275240/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/mutlu-yarnlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/8536012401394275240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/8536012401394275240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/09/mutlu-yarnlar.html' title='Mutlu Yarınlar'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-7970496328836265006</id><published>2009-08-28T07:29:00.000-07:00</published><updated>2009-08-28T07:32:14.174-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Muzaffer Gürler'/><title type='text'>Muzzafer Gürler</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:11;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=" width="400" height="350" type="application/x-shockwave-flash" autoplay="false" hl="tr&amp;amp;fs="&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-7970496328836265006?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/7970496328836265006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/08/muzzafer-gurler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/7970496328836265006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/7970496328836265006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/08/muzzafer-gurler.html' title='Muzzafer Gürler'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-659870548841567168</id><published>2009-08-28T07:26:00.000-07:00</published><updated>2009-08-28T07:28:44.691-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mübare Gün ve Geceler'/><title type='text'>Kadir Gecesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_SEXRev37i_E/SpfpZsFUpnI/AAAAAAAAAGc/d-T0Qb32S0Y/s1600-h/kadir.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5375021307829462642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 130px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_SEXRev37i_E/SpfpZsFUpnI/AAAAAAAAAGc/d-T0Qb32S0Y/s320/kadir.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır:&lt;br /&gt;"Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar." (Kadir Suresi &lt;a href="http://www.biriz.biz/kuran/kadir/97kadr.htm"&gt;&lt;/a&gt;) &lt;br /&gt;Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:&lt;br /&gt;"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."&lt;br /&gt;"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."&lt;br /&gt;Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :&lt;br /&gt;-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:&lt;br /&gt;- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)&lt;br /&gt;Peygamberimiz (sav) buyuruyor:&lt;br /&gt;"Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."&lt;br /&gt;Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek, namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur'ân okuyup da dua ederse güzel olur.&lt;br /&gt;İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü'l-Muhtâc'da der ki: "Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ'nın bildirdiği kimseler nail olur."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-659870548841567168?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/659870548841567168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/08/kadir-gecesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/659870548841567168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/659870548841567168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/08/kadir-gecesi.html' title='Kadir Gecesi'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_SEXRev37i_E/SpfpZsFUpnI/AAAAAAAAAGc/d-T0Qb32S0Y/s72-c/kadir.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-7348254062139771513</id><published>2009-08-20T19:07:00.000-07:00</published><updated>2009-08-20T19:08:58.472-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye'/><title type='text'>Artvin imsakiye iftar ve sahur vakitleri</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: normal; color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="2"&gt;Artvin ilimize ait , imsakiye bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" href="http://www.gonlumungulu.com/imsakiye" target="_blank" style="text-decoration: none"&gt;&lt;br /&gt;Artvin ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-7348254062139771513?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/7348254062139771513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/08/artvin-imsakiye-iftar-ve-sahur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/7348254062139771513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/7348254062139771513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/08/artvin-imsakiye-iftar-ve-sahur.html' title='Artvin imsakiye iftar ve sahur vakitleri'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-2948589195570475302</id><published>2009-06-22T22:56:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T22:57:58.127-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye 2009'/><title type='text'>Ardahan imsakiye iftar ve sahur vakitleri</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: normal; color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;font size="2"&gt;Ardahan ilimize ait , imsakiye bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" href="http://www.gonlumungulu.com/imsakiye" target="_blank" style="text-decoration: none"&gt;&lt;br /&gt;Ardahan ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/font&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-2948589195570475302?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/2948589195570475302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/ardahan-imsakiye-iftar-ve-sahur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2948589195570475302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2948589195570475302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/ardahan-imsakiye-iftar-ve-sahur.html' title='Ardahan imsakiye iftar ve sahur vakitleri'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-5457037897218672657</id><published>2009-06-22T22:54:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T22:56:25.508-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye 2009'/><title type='text'>Antalya imsakiye iftar ve sahur vakitleri</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="LINE-HEIGHT: normal;font-family:Verdana;color:blue;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Antalya ilimize ait , imsakiye bilgisi için tıklayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" style="TEXT-DECORATION: none" href="http://www.gonlumungulu.com/imsakiye" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;Antalya ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-5457037897218672657?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/5457037897218672657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/antalya-imsakiye-iftar-ve-sahur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5457037897218672657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5457037897218672657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/antalya-imsakiye-iftar-ve-sahur.html' title='Antalya imsakiye iftar ve sahur vakitleri'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-4660809276497391006</id><published>2009-06-22T22:41:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T22:43:04.115-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='regaib kandili anlamı'/><title type='text'>regaib kandili anlamı</title><content type='html'>&lt;a title="http://www.gonlumungulu.com/Regaip_Kandili" href="http://www.gonlumungulu.com/Regaip_Kandili"&gt;&lt;br /&gt;Regaib Kandili&lt;/a&gt; &lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa'ban bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk adımı olmuş oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için, "Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..." diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şa'ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-4660809276497391006?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/4660809276497391006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili-anlam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4660809276497391006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4660809276497391006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili-anlam.html' title='regaib kandili anlamı'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-1471444047912069054</id><published>2009-06-22T22:38:00.001-07:00</published><updated>2009-06-22T22:40:48.902-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='regaib kandili nedir'/><title type='text'>regaib kandili nedir</title><content type='html'>Kaynak :  &lt;a title="http://www.gonlumungulu.com/Regaip_Kandili" href="http://www.gonlumungulu.com/Regaip_Kandili"&gt;Regaib Kandili&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa'ban bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk adımı olmuş oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için, "Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..." diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şa'ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-1471444047912069054?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/1471444047912069054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1471444047912069054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1471444047912069054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili-nedir.html' title='regaib kandili nedir'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-71733369999086892</id><published>2009-06-22T22:36:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T22:38:04.331-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili 2009'/><title type='text'>Regaib Kandili 2009</title><content type='html'>2 / 3 RECEB 1430 25 HAZİRAN-2009 PERŞEMBE/CUMA REGAİB KANDİLİ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.gonlumungulu.com/frmt2819/regaib-kandili-2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-71733369999086892?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/71733369999086892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili-2009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/71733369999086892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/71733369999086892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili-2009.html' title='Regaib Kandili 2009'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-1280320446007301252</id><published>2009-06-22T22:35:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T22:36:53.522-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Regaib Kandili'/><title type='text'>Regaib Kandili</title><content type='html'>Regaib Gecesi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz ve sıddık kardeşlerim ve fedakâr ve sadık arkadaşlarım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn. ( Kastamonu Lahikası, 84 ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regaib Nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arifler ve din alimleri kitaplarında yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa'ban bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir mevsimin ilk adımı olmuş oluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun için, "Receb ayı tevbe ayıdır." demişler. Yâni kul ne yapacak?.. "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet..." diyerek hatâsını itiraf edip, hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şa'ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle irtibatlı olduğu beyan edilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regaib ile ilgili ayet-i Kerimeler: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Regâib kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadır . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, "Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin." (Tevbe Suresi, 36) Hz. Peygamber’in ( a.s.m ) ( aşağıda hadisler bölümünde bulunan) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır: "&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-1280320446007301252?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/1280320446007301252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1280320446007301252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/1280320446007301252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/regaib-kandili.html' title='Regaib Kandili'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-3229832811471653503</id><published>2009-06-02T07:18:00.002-07:00</published><updated>2009-06-02T07:19:49.901-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye'/><title type='text'>Ankara imsakiye</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 11px"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 18px; LINE-HEIGHT: normal"&gt;Ankara ilimize ait , imsakiye &lt;br /&gt;bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" target="_blank" title="Ankara imsakiye , iftar , sahur vakti" href="http://www.gonlumungulu.com/frmt2965/ankara-imsakiye"&gt;&lt;br /&gt;Ankara ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana"&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-3229832811471653503?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/3229832811471653503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/ankara-imsakiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/3229832811471653503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/3229832811471653503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/ankara-imsakiye.html' title='Ankara imsakiye'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-4816479564732107930</id><published>2009-06-02T07:18:00.001-07:00</published><updated>2009-06-02T07:18:51.163-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye'/><title type='text'>Amasya imsakiye</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 11px"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 18px; LINE-HEIGHT: normal"&gt;Amasya ilimize ait , imsakiye &lt;br /&gt;bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" target="_blank" title="Amasya imsakiye , iftar , sahur vakti" href="http://www.gonlumungulu.com/frmt2964/amasya-imsakiye"&gt;&lt;br /&gt;Amasya ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana"&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-4816479564732107930?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/4816479564732107930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/amasya-imsakiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4816479564732107930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4816479564732107930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/amasya-imsakiye.html' title='Amasya imsakiye'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-4424878709732280851</id><published>2009-06-02T07:17:00.001-07:00</published><updated>2009-06-02T07:17:52.153-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye'/><title type='text'>Aksaray imsakiye</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 11px"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 18px; LINE-HEIGHT: normal"&gt;Aksaray ilimize ait , imsakiye &lt;br /&gt;bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" target="_blank" title="Aksaray imsakiye , iftar , sahur vakti" href="http://www.gonlumungulu.com/frmt2963/aksaray-imsakiye"&gt;&lt;br /&gt;Aksaray ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana"&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-4424878709732280851?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/4424878709732280851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/aksaray-imsakiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4424878709732280851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4424878709732280851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/aksaray-imsakiye.html' title='Aksaray imsakiye'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-8007058745994801360</id><published>2009-06-02T07:13:00.000-07:00</published><updated>2009-06-02T07:14:35.934-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye'/><title type='text'>Ağrı imsakiye</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 11px"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 18px; LINE-HEIGHT: normal"&gt;Ağrı ilimize ait , imsakiye &lt;br /&gt;bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" target="_blank" title="Ağrı ili imsakiyesi" href="http://www.gonlumungulu.com/frmt2962/agri-imsakiye"&gt;&lt;br /&gt;Ağrı ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana"&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-8007058745994801360?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/8007058745994801360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/agr-imsakiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/8007058745994801360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/8007058745994801360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/agr-imsakiye.html' title='Ağrı imsakiye'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-7248673663917250115</id><published>2009-06-02T07:11:00.000-07:00</published><updated>2009-06-02T07:12:48.683-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye'/><title type='text'>Afyon imsakiye</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 11px"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 18px; LINE-HEIGHT: normal"&gt;Afyon ilimize ait , imsakiye &lt;br /&gt;bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" target="_blank" title="Afyon ili imsakiyesi" href="http://www.gonlumungulu.com/frmt2961/afyon-imsakiye"&gt;&lt;br /&gt;Afyon ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana"&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-7248673663917250115?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/7248673663917250115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/afyon-imsakiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/7248673663917250115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/7248673663917250115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/afyon-imsakiye.html' title='Afyon imsakiye'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-4546409971430305353</id><published>2009-06-02T07:08:00.000-07:00</published><updated>2009-06-02T07:11:42.285-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye'/><title type='text'>Adıyaman imsakiye</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 11px"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="FONT-FAMILY: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 18px; line-height: normal; color: blue"&gt;Adıyaman ilimize &lt;br /&gt;ait , imsakiye bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" target="_blank" title="Adıyaman ili imsakiyesi 2009" href="http://www.gonlumungulu.com/frmt2960/adiyaman-imsakiye"&gt;&lt;br /&gt;Adıyaman ili imsakiyesi&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-4546409971430305353?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/4546409971430305353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/adyaman-imsakiye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4546409971430305353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4546409971430305353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/adyaman-imsakiye.html' title='Adıyaman imsakiye'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-4391950819441545872</id><published>2009-06-02T05:03:00.000-07:00</published><updated>2009-06-02T05:08:20.113-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='imsakiye 2009'/><title type='text'>Adana imsakiye 2009</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span class="postdetails"&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 11px"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: blue; font-family: Verdana"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-SIZE: 18px; LINE-HEIGHT: normal"&gt;Adana ilimize ait , imsakiye &lt;br /&gt;bilgisi için tıklayınız. &lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="postlink" target="_blank" href="http://www.gonlumungulu.com/frmt2959/adana-imsakiye"&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color="#008000"&gt;Adana ili imsakiyesi&lt;/font&gt;&lt;/a&gt; Tıklayınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-4391950819441545872?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/4391950819441545872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/adana-imsakiye-2009.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4391950819441545872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/4391950819441545872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/06/adana-imsakiye-2009.html' title='Adana imsakiye 2009'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-8684074967903251743</id><published>2009-05-03T10:16:00.000-07:00</published><updated>2009-05-03T10:32:36.399-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dursun Ali Erzincanlı - Sen Yoktun - izle - dinle'/><title type='text'>Dursun Ali Erzincanlı - Sen Yoktun - izle - dinle</title><content type='html'>&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6067172711757033093&amp;hl=tr&amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;marquee scrolldelay="120" direction="up"&gt;Sen yoktun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz Âdem’deydi nurun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce cenneti,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yeryüzünü şereflendirdin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âdem nuruna affedildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arafat bu affa şâhitti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen yoktun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuh’un gemisindeydi Nurun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalgalar yeryüzünü boğarken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taprağın bağrındaki su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzüyle buluşurken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu bir ilahi azap derken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah nurunu taşıdı binbir sebeple&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tûfan, nurunu selamladı edeple...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen yoktun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Rabbimiz” dedi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Onlara kendi içlerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin ayetlerini okuyacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları temizleyecek bir elçi gönder,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amin dedi on sekiz bin âlem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amin dedi İsmail.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen yoktun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alemlerin efendisi diye sana seslendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu âlemin reisi geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekleyin Ahmed geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainata rahmet geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havarilerin yüzünü okşayan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüleri dirilten bir nefes oldun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sen yoktun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen yoktun Sultânım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başı eğik gezerdi mazlum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuteyle göklerden seni sorardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varaka seni arardı semada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayarak süslediler ölüme...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen yokken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne yüreğinin çıldırtan ç****izliğiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son çocuk atılırken çukura&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesinin suretinde bir melek tuttu onu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melekler süslüyordu hirâyı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendisine hazırlanıyordu mekke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âlem Efendisine hazırlanıyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toprak yalvarıyordu rabbine,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım gönder artık diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir inişin vardı yer yüzüne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önünde cebrail!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardında yalın kılıç melekler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir inişin vardı yer yüzüne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey sus pus olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kainat bir isim duymak istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melekler öptü o nurdan ellerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana o adı veren rahmana kurbanız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sen vardın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susuz topraklara rahmet indi seninle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annenden sonra anne halime sevindi seninle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmura mı ihtiyaç var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldır şehadet parmağını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurları salsın Allah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra tut ağacın yaprağını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeterki sen iste,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen iste yarasulallah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deki ben kimim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlar, taşlar dile gelsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ente Rasulullah desin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen vardın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedir kârdı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uhut dardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hendek yârdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yiğitlerin vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölmek için yarışan yiğitler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele bir enesin vardı senin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enes bin malik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enes kükremiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem de ne şehit ey nebi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musab Bin Umeyr’in vardı senin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uhut’ta sancağını taşıyan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebu hureyren vardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen anlardın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya Ebâhir gel! Derdin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sen gittin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gidişle gittin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardında hüznün kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasretin kaldı göklerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilal ezan okuyamaz oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman teşebbüs etse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhammed rasulullah demeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra günler ay,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylar yıl oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve asırlar oldu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensizliğe açtık gözlerimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sen bırakmazsın bizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen varsın ey şehitlerin sultanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen varsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şehit bile ölmezken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana nasıl yok deriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne anam var ne babam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakma bizi ki; Allah;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakma bizi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatı seninle öğretti Rahman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulluğu seninle tanıdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duayı senden öğrendik sevgili!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz Ömer umre için senden izin isteyince,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kardeşcik” dedin ona,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler Ömer değiliz ama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dualarımız senin için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Rabbimiz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasulünü anışımızdan haberdar et!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’na binler salat, binler selam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habibine Makam-ı Mahmut’u ver&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’na vesileyi lutfet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’nu refik-i Âlâya yükselt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi de affet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’nun hatrına affet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zatının hatrına Affet.&lt;/marquee&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-8684074967903251743?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/8684074967903251743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/05/dursun-ali-erzincanl-sen-yoktun-izle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/8684074967903251743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/8684074967903251743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/05/dursun-ali-erzincanl-sen-yoktun-izle.html' title='Dursun Ali Erzincanlı - Sen Yoktun - izle - dinle'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-6374001802814042218</id><published>2009-04-29T18:57:00.001-07:00</published><updated>2009-04-29T18:58:00.220-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ağlamak mı Gülmekl mi'/><title type='text'>Ağlamak mı Gülmekl mi</title><content type='html'>Cenabı Hakk'ın emânet olarak verdiği hayat süratle eriyor. Bu emanet, ne zaman geriye istenecek belli değil; davet her an gerçekleşebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün buralardan kuş gibi uçup gideceğiz. Bir yanımız Bediüzzaman gibi konuşuyor: "Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik. Şu güzerân-ı hayat bir uykudur, rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür bir rüzgâr gibi uçar gider." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlâhî huzurda 'Eyvah!' dememek; ömür dakikalarını ibadete çevirmeye, cennet ve Cemalullah'a ulaşmaya; nefis ve malını Allah'a satmaya, her türlü imkânı Allah yolunda kullanmaya bağlıdır. Dünyevî ve fanî işlerde boğulmadan, bedenî arzulara yenik düşmeden, ebedler diyarına tâlip olunmalı ve Allah'ın rızası esas alınmalıdır. Sel gibi akıp giden hayat; geçtiği yerleri yeşertmeli, muhtaç gönüllere âb-ı hayat akıtmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömrümüzün bir günü daha geride kalıyor. Ömrümüzü ebede dönük işlerle değerlendirerek geçirmemiz gerekirken, maalesef eğlenerek, gülerek geçirebiliyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki insanın, İlâhî huzurda kendini mahçup edecek, yüzünü kızartacak, karanlık ve kirli bir hayat bırakmaması gerekir. Sefâlet ve zillet içinde geçen bir ömür, gözyaşlarıyla yıkanması gerekirken, bedenî arzuları tatmin etmeye matuf israf edilmektedir. Bütün bu davranış ve hareketler, Allah ve Resulüllah'ın nefretine davetiye çıkardığı kadar, şeytanın celbine ve memnuniyetine de, sebep olmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhameti sonsuz Allah, ayağı kayıp düşen, günaha bulaşan kullarının günahlarını silinebilecek bir yazıyla yazıyor. İnsan samimi olarak müracaat edip, Allah'tan özür dileyip günahlarına tevbe etse, Allah, bütün günahlarını bağışlayacağını taahhüt ediyor: "De ki: "Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O Gafûr ve Rahîm'dir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır)." (Zümer, 53) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel davete icabet edememe kadar büyük talihsizlik olamaz. "Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Büyük bir yarın olan (girme mecburiyetinde olduğunuz) kabrinize ne hazırladığınıza bir bakın. Muhakkak Allah; yaptığınız her şeyden haberdârdır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhameti sonsuz Allah, önümüzdeki mutlak tehlikeleri; ihtiyarlıkta, kabirde, sıratta, mahşerde hattâ huzurunda sorulacak suallere kadar -imtihana girecek bir talebeye, soruların daha evvelden verilmesi gibi- her şeyi haber veriyor. Buna rağmen akıl, irade ve şuurunu suistimal edip, bedenî hazların esiri olarak kabri, ölümü, hesabı, muhasebeyi unutan insan, acınacak bir durumdadır. Ne yazık ki, "Kendi rızasıyla zarara girene, merhamet edilmez." kaidesince, acınma hakkını kaybetmiştir. Eğer bu tür insanlar, hakikati hiç duymamışlarsa, o zaman mesuliyetin büyüğü bize düşmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, günahıyla-sevabıyla ömrümüzün bir kısmı geride kaldı. Geçen günleri milyarlar versek geri getiremeyiz. Önemli olan, "Zararın neresinden dönerseniz kârdır." hesabıyla, bütün günahlara bir sünger çekip nedâmet duymak, tevbe edip Cenabı Hakk'tan özür dilemek olmalıdır. O Allah ki: "Size azap gelip çatmadan önce, Rabb'inize dönün ve O'na teslim olun. O'na itaat edin. Yoksa yardım göremezsiniz." (Zümer, 54) buyuruyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleride pişman olmak, dizini dövmek, eyvah edip çırpınmak bir şey ifade etmeyecektir. Her şey O'nundur ve tasarruf hakkı da O'na aittir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emanetin ne demek olduğunu bilen bir insan, kendine emanet edilen ömrü, gelişigüzel kullanamaz ve kullanmamalıdır. Geçmişine bak! Nice pişman olduğun iş ve nedamet duyduğun an vardır ki, sadece üzüntüsü kalmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen, Rabb'imizin sonsuz merhamet kapısı açıktır. Bunu fırsat bilip ömrümüzün geri kalanını değerlendirmek isabetli bir iş olacaktır. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bilgi : Sızıntı Dergisi sizinti.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-6374001802814042218?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/6374001802814042218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/aglamak-m-gulmekl-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/6374001802814042218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/6374001802814042218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/aglamak-m-gulmekl-mi.html' title='Ağlamak mı Gülmekl mi'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-3546894063733622630</id><published>2009-04-29T18:54:00.000-07:00</published><updated>2009-04-29T18:56:19.886-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farklı Fotosentezler'/><title type='text'>Farklı Fotosentezler</title><content type='html'>Kâinat sarayının lâmbası olan Güneş'in ışığı, yaklaşık 150 milyon kilometrelik yolu, saniyede 300.000 kilometre hızla 8 dakika gibi kısa bir zamanda kat ederek, dünyamızdaki canlıların başını şefkatle okşayacak şekilde hazine-i rahmetten gönderilir. Güneş ışığında bulunan enerjiyle bitkilere fotosentez yaptırılır ve organik besinler üretilirken, Esmâ-i İlâhî'nin bin bir çeşit tecellileri, yeryüzünde en zengin ilim ve san'at ile sahneye konur. Yeryüzünde fotosentezle yılda yaklaşık 160 milyar metre ton karbonhidrat üretilerek canlıların istifadesine sunulur. Dünyada hayatın devamı açısından bu seviyede bir başka biyokimyevî hâdise bilinmemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan ve hayvanların solunumla dışarı verdiği CO2, fotosentez mekanizmasıyla bitkiler için bir gıda olurken, bu esnada üretilip havaya verilen oksijen de hayat kaynağı olur. Havadaki CO2 bitki hücrelerine yapraktaki özel hücreler (stoma hücreleri) yoluyla girer. Sâni-i Kadîr, açılır-kapanır hususiyette yarattığı bu hücrelere çok önemli bir görev daha vermiştir. Bunlar aynı zamanda, yapraklardan buharlaşma yoluyla su kaybının olduğu, yani bitkilerin terlemesine izin verilen ana bölgelerdir. Bitkiler normalde sıcak ve kurak bir günde stomalarını kapatır. Bitkilere verilen bu kabiliyet, aşırı terleme ve su kaybını önlemeye yardımcı olur. Bu sayede kâğıt gibi ince yapraklar, yazın şiddetli sıcağında kurumadan kalır ve hayatiyetini devam ettirebilir. Bitki yapraklarında terlemenin sıcakta azalması havadan bitkiye CO2 girişinin, dolayısıyla fotosentezin azalmasına yol açar, Bu durumda bitki daha az besin üretir. Bunun hikmeti, bitkinin normal fotosentez hızıyla büyümesinin ve daha fazla suya ihtiyaç duymasının, dolayısıyla daha çabuk kurumasının önlenmesidir. Böyle bir durumda oksijen arttığında CO2 yerine O2 reaksiyonlara katılır. Bu durum fotosolunum olarak bilinir. Kısmen fotosentez, kısmen de solunum reaksiyonları ile organik glikolat oluşur ve bu, hücredeki peroksizom ve mi­­to­­­­kondrilerde birkaç basamakta yıkılarak CO2 üretilir. Bu, hayvan ve insanlardaki solunuma benzer. Fotosolunum hâdisesinin bitkiler için önemi aslında tam olarak aydınlatılabilmiş değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkilerin çoğunda, fotosentez reaksiyonu neticesinde üç karbonlu bir bileşik olan 3-fosfogliserat üretilir. Bu yüzden bu bitkiler C3 bitkileri olarak isimlendirilmiştir. Pirinç, buğday, elma, ayva, soya fasulyesi vb. birçok bitki böyledir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan bazı yeşil bitkiler sıcak ve kurak şartlarda bile hayatiyetini devam ettirebilir. Sâni-i Hakîm'in biraz farklı bir fotosentez mekanizması verdiği bu bitkiler karbondioksitleri dört karbonlu malat bileşiğine dönüştürme kabiliyetine sahiptir. Bunlara C4 bitkileri denir. Binlerce bitki türü ile şekerkamışı ve mısır gibi önemli ziraî bitkiler bunlardandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C4 bitkilerinde evveliyatla CO2'nin fosfoenolpirüvat (PEP) ile birleşmesi neticesi dört karbonlu oksaloasetat oluşur. PEP karboksilaz enzimiyle gerçekleşen bu yapı sonra malat bileşiğine dönüşür. Daha sonra CO2 serbest bırakılır ve şeker üretilir. Neticede C3 bitkilerinin aksine C4 bitkilerinde fotosolunum azaltılarak, fotosentez verimliliği ve şeker üretiminden maksimum kazanç elde edilir. Yüce Yaratıcı'nın bir rahmet tecellisi olarak sıcak ve kurak iklime adaptasyon, hem bitkilerin, hem de o bitkilerle beslenen hayvan ve insan hayatının devamlılığı açısından son derece önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha kurak ortamlarda ise, su depo edebilen sukkulent bitkileri, fotosentez için Rezzak-ı Kerîm'in bir lütfu olan üçüncü bir adaptasyon mekanizmasını kullanırlar. Bunlara CAM (crassulasean asit metabolizması) bitkileri denir. Bunların en karakteristik türleri, kaktüs ve ananastır. Kuraklığın hâkim olduğu coğrafyalarda bu tür bitkilerin stomaları gündüzleri kapalı kalır; böylece su kaybı azaltılmış olur. Bu arada, besin üretimi için gerekli ATP gibi bazı maddeler aydınlık safha reaksiyonlarıyla gündüz hazırlanır. Stomalar geceleri açılır ve alınan CO2 karanlık safha reaksiyonlarıyla organik asitlere ve besinlere dönüştürülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makro âlemden mikro âleme gönderilen ışık nimeti fotosentezin muhtelif tarzlarıyla tatlı, leziz, doyurucu besinlerin yaratılmasında bir sebep olarak vazife görür. Böylece C3, C4 ve CAM bitkileri, kendilerine bahşedilen adaptasyonlarla kurak veya nemli ortamlarda, yeryüzünün her yanında canlılığın devamına hizmet ederler; İlâhî bir rahmetin hükümferma olduğunu akıl sahiplerine gösterirler. Her nimet şükür istediği gibi fotosentez nimeti dahi şükür ister, tefekkür ister, hamd ister.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak :  Sızıntı dergisi sizinti.com.tr&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-3546894063733622630?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/3546894063733622630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/farkl-fotosentezler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/3546894063733622630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/3546894063733622630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/farkl-fotosentezler.html' title='Farklı Fotosentezler'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-6452890407955769346</id><published>2009-04-26T04:42:00.000-07:00</published><updated>2009-04-26T04:43:23.942-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='önce Kelime-i şehadet söylemesi ve bunun manasını öğrenip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeni müslüman olanın veya akıl-baliğ olan çocuğun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inanması gerekir mi'/><title type='text'>Yeni müslüman olanın veya akıl-baliğ olan çocuğun, önce Kelime-i şehadet söylemesi ve bunun manasını öğrenip, inanması gerekir mi</title><content type='html'>CEVAP&lt;br /&gt;Evet gerekir. Bundan sonra, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında yazılı olan itikad, yani iman edilmesi gereken bilgileri öğrenip, bunlara inanması gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Ehl-i sünnetin dört mezhebinden birinin kitaplarında yazılı olan fıkıh bilgilerini, yani İslam’ın beş şartını ve helal, haram olan şeyleri öğrenmesi ve bunlara inanması ve uygun yaşaması gerekir. &lt;br /&gt;Bunları öğrenmek ve uymak gerektiğine inanmayan, önem vermeyen mürted olur. Yani kelime-i şehadet getirerek müslüman olduktan sonra, tekrar kâfir olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikahlı müslüman bir kız, baliga olduğu zaman, Müslümanlığı bilmezse, nikahı bozulur. Yani mürted olur. Allahü teâlânın sıfatlarını ona bildirmelidir. O da, tekrar etmeli ve (bunlara inandım) demelidir. (Dürr-ül-muhtar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbni Abidin hazretleri bunu açıklarken diyor ki: &lt;br /&gt;Kız küçük iken, ana-babasına tâbi olarak müslümandır. Baliga olunca, ana-babasının dinine tâbi olması devam etmez. İslamiyet’i bilmeyerek baliga olunca, mürted olur. İman edilecek şeyleri işitip de, inanmamış kimse, kelime-i tevhid söylese, yani (La ilahe illallah Muhammedün resulullah) dese, müslüman olmaz. (Amentü billahi...) de bulunan altı şeye inanan ve (Allahü teâlânın emirlerinin ve yasaklarının hepsini kabul ettim, beğendim) diyen kimse müslüman olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her müslüman, çocuklarına Amentü’yü ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeyi öğrenmez ve inandığını söylemezse, baliğ olduğu zaman müslüman olmaz, mürted olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Allah’a inandım demek kâfi değildir. Amentü’de bildirilen altı husustan birini, mesela kaderi inkâr eden, kâfir olur, bütün iyi amelleri yok olur. (Redd-ül-muhtar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : Dinimizislam.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-6452890407955769346?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/6452890407955769346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/yeni-musluman-olann-veya-akl-balig-olan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/6452890407955769346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/6452890407955769346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/yeni-musluman-olann-veya-akl-balig-olan.html' title='Yeni müslüman olanın veya akıl-baliğ olan çocuğun, önce Kelime-i şehadet söylemesi ve bunun manasını öğrenip, inanması gerekir mi'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-2071525459683778916</id><published>2009-04-26T04:41:00.000-07:00</published><updated>2009-04-26T04:42:19.711-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeni Müslüman olan bir yabancı arkadaş var. Buna ilk önce neyi öğretmeliyiz'/><title type='text'>Yeni Müslüman olan bir yabancı arkadaş var. Buna ilk önce neyi öğretmeliyiz</title><content type='html'>CEVAP&lt;br /&gt;İlk önce imanı, yani Allahü teâlâyı, Onun sıfatlarını, Resulullah efendimizin Allah’ın Peygamberi olduğunu, Amentü’de bildirilen altı esası, sonra da İslam’ın beş şartını öğretip namaz kılmasını sağlamalıdır. Çünkü bir hadis-i şerif meali şöyledir:&lt;br /&gt;(Kitab ehli olan bir kavme görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekatı farz kıldığını söyle.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hadis-i şerifte ilk önce, Allah’a imanla birlikte Resulünü de tasdik bildirilmiştir. Resulullahı tasdik etmeyen mümin ve Müslüman olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : dinimizislam.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-2071525459683778916?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/2071525459683778916/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/yeni-musluman-olan-bir-yabanc-arkadas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2071525459683778916'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2071525459683778916'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/yeni-musluman-olan-bir-yabanc-arkadas.html' title='Yeni Müslüman olan bir yabancı arkadaş var. Buna ilk önce neyi öğretmeliyiz'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-5272944775228646235</id><published>2009-04-26T04:39:00.000-07:00</published><updated>2009-04-26T04:40:05.039-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İslam’ın Şartları'/><title type='text'>İslam’ın Şartları</title><content type='html'>1- Kelime-i şehadet getirmek&lt;br /&gt;[Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü] demek. Manası şudur: &lt;br /&gt;(Ben şehadet ederim ki, [Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki] Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.) [Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Namaz kılmak&lt;br /&gt;Akıl baliğ olmuş yani ergenliğe girmiş akıllı her müslümana günde beş vakit namaz kılmak çok önemli bir farzdır. Namaz dinin direğidir. Namaz kılmamak en büyük günahlardan biridir. Kılmayanın imanla ölmesi çok zordur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:&lt;br /&gt;(Namaz kılan kıyamette kurtulur, kılmayan perişan olur.) [Taberani]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Zekat vermek&lt;br /&gt;Nisap miktarı yani borçlarını düştükten sonra alacaklarıyla beraber elinde 96 gram değerde, para veya ticaret malı olanın kırkta birini zekat vermesi farzdır. Meyve ve tarla mahsulünün de onda birini fakire vermek farzdır. Bu onda bir zekata da uşur denir. &lt;br /&gt;(Zekat vermeyene Allahü teâlâ lanet eder.) [Nesai]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Oruç tutmak&lt;br /&gt;Ramazan ayında, bir ay oruç tutmak farzdır. Tutmamak büyük günahtır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Hac etmek&lt;br /&gt;Mekke-i mükerreme şehrine gidip gelinceye kadar, geride bıraktığı çoluk-çocuğunu geçindirmeye yetişecek maldan fazla kalan para ile oraya gidip gelebilecek kimsenin, ömründe bir kere, Kâbe-i şerifi tavaf etmesi ve Arafat’ta durması farzdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-5272944775228646235?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/5272944775228646235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/islamn-sartlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5272944775228646235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/5272944775228646235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/islamn-sartlar.html' title='İslam’ın Şartları'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-2163469713892297864</id><published>2009-04-26T04:36:00.000-07:00</published><updated>2009-04-26T04:39:28.344-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İmanın şartları'/><title type='text'>İmanın şartları</title><content type='html'>1- Allah’a inanmak &lt;br /&gt;Allahü teâlâ, vacib-ül-vücud [varlığı lazım olan] ve hakiki mabud ve bütün varlıkların yaratıcısıdır. Ondan başka ilah yoktur. Allahü teâlâ zamandan, mekandan münezzehtir. Hiçbir şeye benzemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahü teâlânın, sıfat-ı zatiyyesi altıdır: &lt;br /&gt;Vücud, &lt;br /&gt;Kıdem, &lt;br /&gt;Beka, &lt;br /&gt;Vahdaniyyet, &lt;br /&gt;Muhalefet-ün lil-havadis, &lt;br /&gt;Kıyam bi-nefsihi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Vücud var olmak, Kıdem varlığının öncesi olmamak, Beka varlığı sonsuz olmak, hiç yok olmamak, Vahdaniyyet ortağı, benzeri olmamak, Muhalefet-ün lil-havadis hiçbir şeyinde, hiçbir mahluka, hiçbir bakımdan benzememek, Kıyam bi-nefsihi varlığı kendinden olmak, hep var olması için, hiçbir şeye muhtaç olmamaktır.]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıfat-ı sübutiyyesi de sekizdir:&lt;br /&gt;Hayat, &lt;br /&gt;İlm, &lt;br /&gt;Sem, &lt;br /&gt;Basar, &lt;br /&gt;Kudret, &lt;br /&gt;İrade, &lt;br /&gt;Kelam, &lt;br /&gt;Tekvin. &lt;br /&gt;[Hayat diri olmak, ilm bilmek, sem işitmek, basar görmek, kudret gücü yetmek, irade isteme, kelam söylemek, tekvin yaratmaktır.] Bu sıfatları da kadimdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Meleklere inanmak&lt;br /&gt;Melekler, hayat sahibi, diri, nurani yaratıklar olup, akıl sahibidir. Allahü tâlânın sevgili ve kıymetli kullarıdır, ortakları ve kızları değildir. Allahü teâlânın emirlerine itaat ederler, isyan etmezler. Günah işlemezler. Kendilerine verilen emirleri yapmaktan başka işleri yoktur. Erkek ve dişi değildir. Evlenmezler, doğurmazlar, çoğalmazlar, çocukları olmaz, yiyip içmezler. Meleklerin kanatları var, ama, nasıl olduğunu bilemeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insanın bütün işlerini yazan meleklere, Kiramen katibin denir. Sual meleklerine Münker ve Nekir denir. Meleklerin en üstünleri şunlardır: Cebrail, İsrafil, Mikail, Azrail.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Kitaplara inanmak&lt;br /&gt;Allahü teâlânın gönderdiği kitaplar çoktur. Din kitaplarımızda bildirilen ise, 104 kitaptır. Bunlardan 100’ü küçük kitaptır. Bu küçük kitaplara suhuf denir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 suhuf şu Peygamberlere inmiştir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 suhufu, Âdem aleyhisselama, &lt;br /&gt;50 suhufu, Şit aleyhisselama, &lt;br /&gt;30 suhufu, İdris aleyhisselama, &lt;br /&gt;10 suhufu, İbrahim aleyhisselama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört büyük kitap ise şu Peygamberlere inmiştir:&lt;br /&gt;Tevrat, Musa aleyhisselama, &lt;br /&gt;Zebur, Davud aleyhisselama, &lt;br /&gt;İncil, İsa aleyhisselama, &lt;br /&gt;Kur'an-ı kerim, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an-ı kerim, bütün ilahi kitapların hükümlerini nesh etmiş, yani yürürlükten kaldırmış ve bu hükümleri kendisinde toplamıştır. Bugün, bütün insanların Kur'an-ı kerimin emrine uymaları lazımdır. Kur’an-ı kerimde de (Resulüme uyun) buyuruluyor. Şu halde, hadis-i şeriflere de uymak gerekir. Şimdi, hiçbir memlekette, hakiki Tevrat ve İncil yoktur. Bozulmuş İnciller vardır. Bu kitaplar sonradan tahrif edilmiş, yani insanlar tarafından değiştirilmiştir. Bozulmamış olsaydı bile, geçerliliği yoktu, hepsi Allahü teâlâ tarafından nesh edilmiş yani yürürlükten kaldırılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an-ı kerimin gelmesi âyet âyet olmuş ve 23 senede tamamlanmıştır. Kur'an-ı kerim, kıyamete kadar geçerlidir. Geçersiz olmaktan ve insanların değiştirmelerinden korunmuştur. Kur'an-ı kerimde eksiklik veya fazlalık olduğuna inanan, Allahü teâlâya inanmamış olur.&lt;br /&gt;Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:&lt;br /&gt;(Kur’anı biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız.) [Hicr 9]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kur’an, eşi benzeri olmayan bir kitaptır. Ona önünden, ardından [hiçbir yönden, hiçbir şekilde] bâtıl gelemez [hiçbir ilave ve çıkarma yapılamaz. Çünkü] O, kâinatın hamd ettiği hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.) [Fussilet 41-42] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Peygamberlere inanmak&lt;br /&gt;Peygamberlerin ilki Âdem aleyhisselam ve sonuncusu, bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu ikisinin arasında, çok Peygamber gelmiş ve geçmiştir. Sayıları belli değildir. 124 binden çok oldukları meşhurdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberlere iman etmek, aralarında hiçbir fark görmeyerek, hepsinin Allahü teâlâ tarafından seçilmiş sadık, doğru sözlü olduklarına inanmak demektir. Onlardan birine inanmayan kimse, hiçbirine inanmamış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âdem aleyhisselamdan, son Peygamber Muhammed aleyhisselama kadar bütün Peygamberler, hep aynı imanı bildirmiş, ümmetlerinden aynı şeylere iman etmelerini istemişlerdir. Yahudiler, Musa aleyhisselama inanıp, İsa aleyhisselama ve Muhammed aleyhisselama inanmazlar. Hıristiyanlar, İsa aleyhisselama inanıp, Muhammed aleyhisselama inanmazlar. Müslümanlar ise, bütün Peygamberlere inanırlar yani kabul ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberlerin sıfatları şunlardır: &lt;br /&gt;Emanet [emindir], &lt;br /&gt;Sıdk [her işi doğrudur, yalan söylemez], &lt;br /&gt;Tebliğ [Dini eksiksiz bildirir], &lt;br /&gt;Adalet [her işte hakkı gözetir], &lt;br /&gt;İsmet [günah işlemez], &lt;br /&gt;Fetanet [çok akıllı, anlayışlı, zeki], &lt;br /&gt;Emnül-azl [peygamberlikten azledilmez yani peygamberlik ellerinden alınmaz.] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahü teâlâ, ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselamdan beri, her bin senede din sahibi yeni bir Resul vasıtası ile, insanlara dinler göndermiştir. Bunlar aracılığı ile, insanların dünyada rahat ve huzur içinde yaşamaları ve ahirette de sonsuz saadete kavuşmaları yolunu bildirmiştir. Kendileri ile yeni bir din gönderilen Peygamberlere (Resul) denir. Resullerin büyüklerine (Ülülazm) Peygamberler denir. Bunlar, Âdem, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed aleyhimüssalatü vesselamdır.&lt;br /&gt;Yeni bir din getirmeyip, insanları, daha önceki dine davet eden Peygambere Nebi denir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamber efendimizden sonra, hiç Peygamber gelmeyecektir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:&lt;br /&gt;(Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur.) [Ahzab 40] &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Ahiret gününe inanmak&lt;br /&gt;Herkes öldükten sonra dirilecek, hesaptan sonra Cennet veya Cehenneme gidecektir. Cennet ve Cehennem şimdi vardır. İkisi de sonsuzdur. Müslümanlar Cennette ebedi, kâfirler de Cehennemde ebedi kalacaklardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi. Fakat, Peygamber efendimiz kıyametin birçok alametlerini ve başlangıçlarını haber verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazret-i Mehdi gelecek, İsa aleyhisselam gökten inecek, Deccal çıkacak. Yecüc Mecüc denilen kimseler her yeri karıştıracak. Güneş batıdan doğacak. Büyük depremler olacak. Din bilgileri unutulacak, kötülük çoğalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmak&lt;br /&gt;İnsanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zararın hepsi, Allahü teâlânın takdir etmesi iledir. &lt;br /&gt;Kader, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı işleri bilmesi ve dilemesidir. Bunun yaratılmasına kaza, ikisine birden kaza ve kader denir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi ve insanların iyi, kötü her işini Allahü teâlâ yaratıyor ise de, insanlara İrade-i cüziyye vermiştir. İnsan, irade-i cüziyyesini kullanarak iyilik yaratılmasını isterse sevap, kötülük yaratılmasını isterse günah kazanır. İnsan günah işlerse cezasını, sevap işlerse mükafatını görür. Yani Allahü teâlâ hiç kimseye zorla günah işletmez&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-2163469713892297864?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/2163469713892297864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/imann-sartlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2163469713892297864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2163469713892297864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/imann-sartlar.html' title='İmanın şartları'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8419609229259225385.post-2767136217166211050</id><published>2009-04-13T07:25:00.001-07:00</published><updated>2009-04-13T07:25:59.509-07:00</updated><title type='text'>Kaygun</title><content type='html'>Kaygun ... Sitemiz yayına girmiştir hayırlı olsun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8419609229259225385-2767136217166211050?l=kaygun-sitesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/feeds/2767136217166211050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/kaygun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2767136217166211050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8419609229259225385/posts/default/2767136217166211050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaygun-sitesi.blogspot.com/2009/04/kaygun.html' title='Kaygun'/><author><name>webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
